Saygıdeğer meslektaşlarım Geride bıraktığımız dönem mesleğimiz adına önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu protokol görüşmeleri ve e-sözleşme dayatması eczacı-eczacı ortaklığının 6197 sayılı yasaya sokulmak istenmesi ve 21 Aralıkta hep beraber düzenlediğimiz ARTIK YETER mitingi ve ilaç alım koşullarını iyileştirmek için yapılan çalışmalar bu dönemin ana gündem maddelerini oluşturmuşlardır. İçerisinde çeşitli riskleri de barındıran bu sancılı süreçten, her zaman olduğu gibi meslektaşlarımızın amaç birlikteliğini dayanışma ruhuyla yoğurarak eylem birlikteliğine dönüştürmeleri sayesinde kazançlar elde ederek çıktık. Bu süreçten meslektaşlarımız; Eczacı-eczacı ortaklığının Sağlık Bakanlığı’nın gündemin de bir daha yer alamamak çıkarılması, Eczanelerin sağlık uygulama tebliğinde birinci basamak sağlık hizmet sunucusu sayılmaları, Türk Eczacıları Birliği’nin 6643 sayılı yasanın verdiği üyeleri adına protokol yapma yetkisinin yeniden sağlık uygulama tebliğinde yer alması, İlaç fiyat kararnamesinde yapılan bir değişiklikle ikinci ve üçüncü kademe (10-100 TL arası) ilaçlarda karlılığın %25 e çıkarılması, 8000 e yakın eczanenin kurumlarla herhangi bir ıskonto vermeksizin sözleşme yapması, Özel sağlık kurum ve kuruluşlarındaki muayene ücretlerinin eczanelerden tahsil edilmesi uygulamasının sona ermesi, SGK ödemelerinde avans uygulamasının sona ermesi ve 60 gün içerisinde fatura bedelinin tamamının ödenmesinin sağlanması, İlaç alımında vadelerin büyük bir çoğunluğunun 90 güne çıkarılması ve başta Servier, MSD, Glaxo, Novartis, Pfizer, Deva, Bilim, Astra Zeneca gibi ilaç firmaları olmak üzere eşdeğeri bulunan ürünlerinde %7 diğerlerinde ise %4 ticari iskonto vermeyi kabul etmeleri, gibi kazanımlar elde etmişlerdir. Önümüzdeki dönem eczanelerimizin ekonomik anlamda varlıklarını sürdürebilmeleri açısından oldukça zorlu geçecek bir dönem olacak. Bütün dünyayı etkileyen ekonomik kriz ve sağlık harcamalarındaki artışın bütçe üzerinde artan yükü sağlık ve ilaç alanında yeni ekonomik düzenlemeler yapılmasını kaçınılmaz kılacaktır. Hükümetin bir süredir üzerinde çalıştığı ve özel hastaneler ve ilaç sanayi temsilcileri ile de paylaştığı global bütçe uygulaması ve ilaç, reçete ve muayene katkı paylarında yeni düzenlemeler yapılması ve bunların eczaneler üzerine olumsuz yansımaları ağırlıklı gündem oluşturacağa benziyor. Bununla birlikte eczane pratiğinde sorunlara neden olacağını düşündüğümüz, ancak sahte ilacın önlenmesiyle eczacı ve eczaneye olan güvenin artırılmasına katkı sağlaması ve farmakovijilans açısından da önemli bulduğumuz ilaç takip sistemi de bir başka önemli konu olacak. Bunlarla birlikte eczacılık meslek hakkının elde edilmesi için yapılacak çalışmalarda mutlaka gündemimizde yer almalı.Şairin dediği gibi her şey akıyor su, tarih, yıldız, insan ve fikir, tıpkı zaman gibi. Zamannın akışıyla birlikte, yenilikler,değişimler ve yokoluşlar yaşanıyor. Yenilenmek değişmek gerekiyor yok olmamak için. Topluma sağlıklı yaşamlar sunmak gibi bir misyona sahip Eczacılık mesleği de değişmek yenilenmek durumunda bu kutsal misyonun devamı için. Bu değişim misyona bağlı kalarak görev tanımları ve vizyonda yapılmalı. Eczacının görevi ne geri ödeme mevzuatını takip etmek, ne medikal şifre çözücülüğü yapmak ve ne de raftan hastaya ilaç vermek olmalı. Eczacının görevi topluma sağlıklı yarınlar kurmak olmalıdır. Bu görev ancak ve ancak halkımıza en iyi şekilde sağlık danışmanlığı hizmeti vermekle mümkündür. Bir sağlık profesyoneli ve ilaç uzmanı olarak, teknolojik gelişmelerden en üst düzeyde yararlanarak ve de bilimsellikten ayrılmadan ilaç danışmanlığı, ilaç ve hasta takibi, ilaç-ilaç ve ilaç-besin etkileşimlerinin önlenmesi akılcı ilaç kullanımı, hasta eğitimi, gibi konularında üzerine çıkarak toplumun sağlığı üzerinde olumsuz etki oluşturan her alanda yer almalıyız. Kısaca hastalığı oluşmadan engelleyen, oluştuğunda da tedavisinin etkin güvenilir ve ekonomik olarak yapılmasını temin eden kişiler olmalıyız. Akan zamanın olumsuzluğundan kurtulmak için kendimizi sürekli geliştirerek eczanelerimizi birer hasta odaklı farmasötik bakım merkezi haline getirmek zorundayız. Bunların paralelinde meslek örgüt yöneticileri ise, meslektaşlarının topluma sağlıklı yarınlar sunabilmeleri için, meslek içi eğitim programları ile gerekli ortamı hazırlamalıdırlar. Meslek ahlakının korunmasından taviz vermeden, mesleğin yüceltilmesi, saygınlığının artırılması ve mesleki kazanımların korunması için etkin bir mücadele vermelidirler.
Mesleğimizi tehdit eden her türlü olumsuzluk karşısında birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla mücadele edeceğimize olan inancımla Odamızın 2. Olağan Genel Kurul’un mesleğimize ve ilimize hayırlı olmasını diler saygılar sunarım Ecz.Harun LEKESİZ
|